Askeri Ceza Kanununa Muhalefet Suçu Nedir? Ne Demek?

İçerik Son Güncelleme Tarihi:

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) faaliyet gösterdiği her alanda askeri disiplini, hiyerarşiyi ve vatan savunması yükümlülüklerini düzenleyen en temel yasal metin 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu (ASCK)‘dur. 2026 yılı Temmuz ayı itibarıyla, sivil hayatta en sık karşılaşılan askeri suçların başında askerlik yükümlülüğünü zamanında yerine getirmemekten kaynaklanan “yoklama kaçağı” ve “bakaya” suçları gelmektedir.

Halk arasında genellikle ifade vermeye çağrılma veya e-Devlet üzerinden bir tebligatla öğrenilen “askeri ceza kanununa muhalefet” suçlaması, vatandaşlarda ciddi bir hukuki endişe yaratmaktadır. Bu rehberde, 2026 yılı güncel mevzuatına, Türk Ceza Kanunu (TCK) ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümlerine tamamen uygun olarak bu suçun ne olduğunu, kimleri kapsadığını ve yargılama süreçlerini en ince ayrıntısına kadar inceleyeceğiz.

Askeri Ceza Kanununa Muhalefet Ne Demek?

Arama motorlarında sıklıkla yazım hatasıyla “Askeri Ceza Kanununa Muhalefet Ne Femek?” (Ne Demek?) şeklinde aratılan bu kavram, en temel tanımıyla 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’nda suç olarak tanımlanmış eylemlerden birinin işlenmesi anlamına gelir. Hukuk sistemimizde “muhalefet”, bir kanunun emrettiği veya yasakladığı kurallara aykırı davranmak demektir.

Bir kişi hakkında “Askeri Ceza Kanununa Muhalefet” suçlamasıyla işlem başlatılmışsa, bu kişinin askeri disiplini bozan, askerlik hizmetinden kaçan veya askeri hiyerarşiye zarar veren bir eylemde bulunduğu iddia ediliyor demektir. Sivil vatandaşlar açısından bu durumun yüzde doksan dokuzu askerlik yoklamasını süresi içinde yaptırmamak (yoklama kaçağı) veya sevk evrakını aldığı halde birliğine teslim olmamak (bakaya) suçlamalarından kaynaklanır.

Muvazzaf askerler (subay, astsubay, uzman erbaş, sözleşmeli er) ve silahaltındaki er/erbaşlar için ise bu kavram çok daha geniş bir yelpazeyi ifade eder. Emre itaatsizlikte ısrar, firar, üste hakaret, askeri eşyayı kasten tahrip etme veya nöbet talimatlarına aykırı davranma gibi eylemler de doğrudan Askeri Ceza Kanununa muhalefet kapsamındadır. Sivil mahkemelerin (Asliye Ceza Mahkemeleri) kapısını çalan bu dosyalar, kanunun çizdiği sınırlar içerisinde, TCK’nın genel hükümleriyle harmanlanarak değerlendirilir.

Askeri Ceza Kanununa Muhalefet Kanun Maddesi

Askeri Ceza Kanununa muhalefet, tek bir kanun maddesinden ibaret değildir; 1632 sayılı Kanun içerisinde yer alan onlarca farklı suç tipinin genel adıdır. Ancak sivil vatandaşların karakola ifadeye çağrılmasına sebep olan “Askeri Ceza Kanununa Muhalefet Kanun Maddesi”, genellikle ASCK Madde 63‘tür.

1632 Sayılı Kanun, 1930 yılında kabul edilmiş köklü bir yasa olup, günümüz ihtiyaçlarına göre defalarca revize edilmiştir. Kanunun sistematiği şu şekildedir:

  1. Genel Hükümler: Askeri suçların tanımı, cezaların niteliği ve TCK ile olan ilişkiler.

  2. Özel Hükümler: Doğrudan askeri disiplini ve işleyişi hedef alan suçlar.

Özellikle askere gitmeme veya geç gitme durumları kanunun “Yoklama kaçakları, bakayalar, saklılar ve geç iltihak edenler” başlıklı bölümünde düzenlenmiştir. Madde 63, sırf askeri bir suç olan yoklama kaçaklığını detaylandırırken, örneğin Madde 66 firar suçunu, Madde 87 ise emre itaatsizlikte ısrar suçunu düzenler. Savcılık tebligatlarında “Suç: Askeri Ceza Kanununa Muhalefet” yazmasının sebebi, UYAP sisteminde bu suçların üst başlık olarak bu şekilde sınıflandırılmasıdır. Dosyanın içeriğine bakıldığında kanunun hangi maddesine (örneğin 63. maddeye mi yoksa 87. maddeye mi) muhalefet edildiği açıkça görülür.

Askeri Ceza Kanunu Kimlere Uygulanır?

Hukukta ceza kanunlarının şahsi (kişisel) uygulanma alanı büyük önem taşır. “Askeri Ceza Kanunu Kimlere Uygulanır?” sorusunun yanıtı, bu kanunun sadece asker üniforması giyenleri değil, belirli durumlarda sivil vatandaşları da kapsadığını göstermektedir. 2026 yılı güncel hukuki durumuna göre 1632 sayılı ASCK’nın uygulandığı kişiler şunlardır:

  1. Askeri Şahıslar:

    • Subaylar, astsubaylar ve askeri öğrenciler.

    • Uzman jandarmalar, uzman erbaşlar ve sözleşmeli erbaş/erler.

    • Silahaltında bulunan erbaş ve erler (Zorunlu askerlik görevini ifa edenler).

  2. Askerlik Yükümlüleri:

    • Askerlik çağına gelmiş ancak henüz silahaltına alınmamış olan yükümlüler. Bu kişiler, askere gitmemek için hileye başvurmaları, yoklama kaçağı veya bakaya kalmaları durumunda Askeri Ceza Kanunu hükümlerine tabi olurlar.

  3. Savaş Halinde Siviller:

    • Kanun, savaş zamanında askeri bölgelerde bulunan, askeri birliklere hizmet eden veya askeri operasyonları aksatacak suçlar işleyen sivil şahıslara da uygulanabilmektedir.

  4. Askeri İşyerlerinde Çalışan Sivil Memur ve İşçiler:

    • Geçmişte askeri mahkemelerin görev alanına giren sivil memurların durumu, 2017 referandumu sonrası sivil yargıya devredilmiştir. Ancak sivil memurların sırf askeri suç (örneğin emre itaatsizlik) işlemeleri durumunda statüleri ve uygulanan kanun maddeleri Yargıtay içtihatları çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Özetle, sivil bir vatandaş sırf 20 yaşına gelip askerlik yoklamasını yaptırmadığı andan itibaren, “askerlik yükümlüsü” sıfatıyla Askeri Ceza Kanunu’nun kapsama alanına girmiş olur.

Askeri Ceza Kanunu Geçerli mi?

Toplumda, özellikle 2017 yılındaki Anayasa değişikliği ile Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve yerel Askeri Mahkemelerin kapatılmasının ardından “Askeri Ceza Kanunu kaldırıldı mı?” veya “Askeri Ceza Kanunu Geçerli mi?” şeklinde çok ciddi bir bilgi kirliliği mevcuttur.

Evet, 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu 2026 yılı itibarıyla tamamen yürürlüktedir ve geçerlidir.

Kaldırılan şey kanunun kendisi değil, bu kanunu uygulayan askeri mahkemelerdir. Türk hukuk sisteminde “yargı birliği” ilkesinin sağlanması amacıyla askeri mahkemeler kapatılmış, ancak askeri suçların sivil ceza kanunlarıyla (TCK) yargılanamayacağı, askeri disiplinin özel bir kanunla korunması gerektiği gerçeği değişmemiştir.

Günümüzde süreç şu şekilde işlemektedir:

  • Askeri Ceza Kanunu’nda yazılı bir suçu işleyen kişi (ister yoklama kaçağı sivil bir vatandaş olsun, ister firar eden bir asker olsun) hakkında soruşturmayı Cumhuriyet Savcıları (Sivil savcılar) yürütür.

  • Dava açılmasına karar verilirse, yargılama Asliye Ceza Mahkemeleri (Bazı ağır suçlarda Ağır Ceza Mahkemeleri) tarafından yapılır.

  • Hâkimler, TCK ve CMK kurallarını uygularken, suçun tanımı ve verilecek temel ceza miktarı için 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun ilgili maddelerine bakarlar.

Yani yargılayan sivil mahkemedir, ancak uygulanan kanun yine Askeri Ceza Kanunu’dur. Bu nedenle “askeri mahkemeler kapandı, artık ceza verilmiyor” düşüncesi son derece yanlış ve hukuki açıdan telafisi zor sonuçlar doğuran bir yanılgıdır.

Askeri Ceza Kanununa Muhalefet Yoklama Kaçağı

Gelelim en yaygın karşılaşılan soruna: Askeri Ceza Kanununa Muhalefet Yoklama Kaçağı suçu. Askeralma Kanunu’na göre, askerlik çağına giren her erkek Türk vatandaşı, kanunda belirtilen süreler içinde askerlik yoklamasını yaptırmak zorundadır. Yoklamasını mazeretsiz olarak zamanında yaptırmayanlara “yoklama kaçağı” denir.

2026 yılındaki güncel uygulamada süreç doğrudan ceza davası ile başlamaz. Sistem kademeli bir yaptırım mekanizması kurmuştur:

1. İdari Para Cezası Aşaması (Ön Şart)

Bir kişi yoklama kaçağı durumuna düştüğünde, Milli Savunma Bakanlığı (Askeralma Genel Müdürlüğü – ASAL) bu durumu tespit eder ve şahsa, kaçak kaldığı gün sayısına orantılı olarak idari para cezası kesilir. Bu ceza bir “adli” ceza değil, kabahat niteliğinde bir idari yaptırımdır. Adli sicil kaydına (sabıkaya) işlemez.

2. İdari Para Cezasının Kesinleşmesi ve Suçun Oluşumu

İdari para cezası şahsa tebliğ edildikten sonra (veya tebliğ edilmiş sayıldıktan sonra) kişi hala askerlik şubesine gidip işlemlerini halletmezse veya bakaya kalmaya devam ederse, işte o zaman eylem kabahat olmaktan çıkar ve suç haline dönüşür. Milli Savunma Bakanlığı, şahsın ikametgâhının bulunduğu yerdeki Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunur.

3. Savcılık Soruşturması ve Dava

Savcılık, şahsı ifadeye çağırır. Şahsın bu süreçte haklı bir mazereti (ağır hastalık, tutukluluk, vb.) olup olmadığı araştırılır. Eğer yasal bir mazeret yoksa, “Askeri Ceza Kanununa Muhalefet” (ASCK Madde 63) suçlamasıyla Asliye Ceza Mahkemesinde dava açılır. Yoklama kaçağı veya bakaya suçunun en temel şartı, kişiye daha önceden idari para cezası verilmiş ve bu cezanın kesinleşmiş olmasıdır. İdari para cezası süreci atlanarak doğrudan ceza davası açılamaz.

Askeri Ceza Kanunu’na Muhalefet 63/1 2 1.

Savcılık iddianamelerinde veya mahkeme kararlarında suç maddesi olarak sıkça karşılaşılan “Askeri Ceza Kanunu’na Muhalefet 63/1 2 1.” ifadesi, ASCK’nın 63. maddesinin ilgili fıkra ve bentlerini, yani eylemin hangi zaman diliminde nasıl gerçekleştiğini kodlayan bir gösterimdir.

Yoklama kaçağı, bakaya ve saklıların cezalandırılmasını düzenleyen Madde 63, kendi içinde kişinin kendi isteğiyle mi teslim olduğu, yoksa kolluk kuvvetlerince yakalanarak mı getirildiği ve ne kadar süre kaçak kaldığına göre çok ince bir ceza skalası sunar.

Madde 63’ün Genel Yapısı (Barış Zamanı İçin)

Kanun, öncelikle kişilerin durumunu ikiye ayırır:

  1. Kendiliğinden gelenler (Teslim olanlar)

  2. Yakalananlar (Kolluk kuvvetlerince GBT kontrolü, yol çevirmesi vb. ile yakalananlar)

Daha sonra ise kaçak kalınan süreye göre ceza miktarları artırılır. “63/1-A”, “63/1-B” gibi sınıflandırmalar cezaların ağırlığını belirler.

Kendi İsteğiyle Gelenler İçin Cezalar (ASCK 63/1-A bendi):

  • Kaçak kaldığı günden itibaren yedi gün içinde kendiliğinden gelenlere: Bir aya kadar hapis cezası.

  • Yedi günden sonra, ancak üç ay içinde kendiliğinden gelenlere: Üç aydan bir yıla kadar hapis cezası.

  • Üç aydan sonra kendiliğinden gelenlere: Dört aydan bir buçuk yıla kadar hapis cezası.

Yakalananlar İçin Cezalar (ASCK 63/1-B bendi):

  • Kaçak düştükten sonra yedi gün içinde yakalananlara: Bir aydan altı aya kadar hapis cezası.

  • Yedi günden sonra, üç ay içinde yakalananlara: Dört aydan bir buçuk yıla kadar hapis cezası.

  • Üç aydan sonra yakalananlara: Altı aydan üç yıla kadar hapis cezası.

Görüldüğü üzere, kanun koyucu “yakalanma” durumunu, “kendiliğinden gelme” durumuna göre daha ağır cezalandırmaktadır. Özellikle arama motorlarında aratılan 63/1-1 veya benzeri numaralandırmalar, kişinin UYAP’taki dosyasında eyleminin hangi zaman aralığına denk geldiğini savcılığın tespit etme biçimidir.

Sırf Askeri Suç Ayrımı ve TCK’nın Uygulanması

Burada dikkat edilmesi gereken en kritik 2026 hukuk içtihadı şudur: Yoklama kaçağı ve bakaya suçu sırf askeri suç değildir. Sırf askeri suç, sadece asker kişilerin işleyebileceği (emre itaatsizlik gibi) suçlardır. Yoklama kaçağı ise sivil kişiler tarafından işlendiği için Askeri Ceza Kanunu’nda yer alsa da, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) lehe olan genel hükümleri (Erteleme, Paraya Çevirme, HAGB) bu suçlar için çok daha geniş uygulanabilmektedir.

Ceza Yargılaması, HAGB ve Adli Sicil (Sabıka) Durumu

Asliye Ceza Mahkemesi’nde ASCK 63. maddeden yargılanan bir sanık için sürecin nasıl sonuçlanacağı, tamamen sanığın yargılama sırasındaki tutumuna, sabıka kaydına ve kaçak kaldığı süreye bağlıdır.

1. Hapis Cezasının Adli Para Cezasına Çevrilmesi

Mahkeme, sanık hakkında ASCK Madde 63’ten örneğin 4 ay hapis cezası verdiğinde, bu ceza TCK Madde 50 uyarınca adli para cezasına çevrilebilir. Ancak burada Askeri Ceza Kanunu’nun getirdiği bir kısıtlama vardır: Sırf askeri suçlarda kısa süreli hapis cezaları seçenek yaptırımlara çevrilemezken, yoklama kaçağı “sırf askeri suç” olmadığından para cezasına çevrilmesi mümkündür. Hâkim, sanığın ekonomik durumuna göre günlüğünü 2026 yılı güncel TCK alt sınırından hesaplayarak bir meblağ belirler.

2. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Askeri Ceza Kanununa muhalefet davalarında en çok merak edilen konu HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) kararı verilip verilemeyeceğidir. 2026 Temmuz itibarıyla geçerli olan güncel mevzuata göre; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyeti yoksa ve mahkemenin verdiği ceza 2 yıl veya daha az süreli bir hapis cezasıysa, mahkeme HAGB kararı verebilir.

HAGB kararı verildiğinde, kişi 5 yıl boyunca kasıtlı yeni bir suç işlemezse, bu ceza adli sicil kaydına (sabıkaya) kesinlikle işlemez ve dava hiç açılmamış gibi düşer. Bu, yoklama kaçakları için hukuki anlamda en büyük kurtarıcıdır. Ancak HAGB kararının verilebilmesi için kişinin askerlik yükümlülüğünü yerine getirme sürecine girmiş olması veya tamamlamış olması mahkemelerce olumlu bir takdir nedeni olarak kabul edilir.

3. Cezasının Ertelenmesi

Eğer HAGB şartları oluşmamışsa veya sanık HAGB istemediğini beyan etmişse, mahkeme TCK Madde 51 uyarınca verilen hapis cezasını erteleyebilir. Erteleme durumunda ceza adli sicile işler ancak kişi cezaevine girmez; belirlenen denetim süresini dışarıda iyi halli geçirmesi beklenir.

4. Beraat Kararları ve Geçerli Mazeretler

Her açılan dava ceza ile sonuçlanmaz. ASCK, askerliğe gitmemeyi haklı kılan “mazeretleri” açıkça belirtmiştir. Bunlar:

  • Kişinin ağır bir hastalık geçiriyor olması ve bunu tam teşekküllü devlet hastanesinden veya askeri hastanelerden/şehir hastanelerinden alınmış heyet raporuyla kanıtlaması.

  • Kişinin o tarihlerde tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunması.

  • Bakanlık veya yetkili merciler tarafından kaynaklanan idari bir hatanın tespit edilmesi. Eğer yargılama aşamasında bu mazeretlerden biri ispatlanırsa, mahkeme sanık hakkında beraat kararı verir.

Askeri Yargı Sonrası Asliye Ceza Mahkemelerindeki Pratik Uygulamalar

2017 sonrasında sivil mahkemelerin askeri davalara bakmaya başlamasıyla, uygulamada bazı yeknesaklık sorunları yaşanmış olsa da, 2026 yılına geldiğimizde Yargıtay’ın ilgili ceza daireleri içtihatları tamamen oturmuştur.

Bir kişi hakkında ASCK 63. maddeden (Yoklama Kaçağı/Bakaya) Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığında dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:

  1. Duruşmalara Katılım: İfadeye çağrılan yükümlü, mahkeme tebligatını aldığında duruşmaya mutlaka katılmalıdır. “Nasıl olsa para cezası gelir” mantığıyla duruşmaya katılmamak, mahkemenin yakalama kararı çıkarmasına ve kişinin bir polis çevirmesinde gözaltına alınarak zorla adliyeye götürülmesine neden olur.

  2. İdari Para Cezasının İptali Mümkün mü?: Eğer kişi idari para cezası kesildiği aşamada haklı bir mazereti olduğunu düşünüyorsa, Sulh Ceza Hakimliğine süresi içinde itiraz etmelidir. İdari para cezası iptal edilirse, sonrasında açılacak olan ceza davasının da temeli çürümüş olacağından doğrudan beraat yolu açılır.

  3. Mükerrerlik (Aynı Suçun Tekrar İşlenmesi): Yoklama kaçağı veya bakaya kalma suçu “temadi eden” (kesintisiz devam eden) bir suçtur. Bir kişi ceza almasına rağmen hala askere gitmemekte direnirse, her yeni celp dönemi veya her yeni yakalama işlemi sonrası hakkında yeniden dava açılabilir. Bu durum, önceki cezaların tekerrür hükümlerine (TCK 58) göre artırılarak verilmesine ve HAGB şansının ortadan kalkarak hapis cezasının yatarı (infazı) olan bir hale dönüşmesine yol açabilir.

Sık Sorulan Hukuki Boyutlar ve Yanılgılar

  • “Bedelli Askerlik Yaparsam Ceza Düşer mi?” 2026 güncel mevzuatında, yoklama kaçağı durumunda iken bedelli askerlik hakkından faydalanmak yasal olarak mümkündür (ekstra bedel ödemek şartıyla). Ancak bedelli askerlik başvurusu yapmak veya bedelli askerliği tamamlamak, önceden işlenmiş olan ASCK 63 muhalefet suçunu otomatik olarak ortadan kaldırmaz. Suç tarihi, kişinin kaçak duruma düştüğü tarihtir. Fakat mahkemeler, kişinin askerlik yükümlülüğünü (bedelli de olsa) yerine getirmiş olmasını lehe takdir indirimi (TCK 62) ve HAGB kararı vermek için yeterli bir sebep olarak görürler.

  • “Yurtdışında Yaşadığım İçin Mahkemeye Gidemedim, Ne Olur?” Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının dövizle askerlik hakları veya erteleme (tecil) hakları bulunmaktadır. Eğer kişi konsolosluklar aracılığıyla gerekli erteleme işlemlerini yapmamışsa, Türkiye’de yoklama kaçağı durumuna düşer. Yurtdışında bulunmak tek başına bir “mazeret” sayılmaz. Bu kişilerin Türkiye’ye girişlerinde havalimanında GBT kontrolüne takılma ve zorla ifadeye götürülme ihtimalleri yüksektir. Yurtdışındaki kişilerin avukatları aracılığıyla mazeretlerini (örneğin çalışma veya eğitim belgelerini) dosyaya sunarak beraat veya düşme talep etmeleri gerekir.

  • “Yoklama Kaçağı Suçu Memuriyete Engel mi?” Devlet Memurları Kanunu (DMK) Madde 48’e göre memur olabilmek için “askerlikle ilgisi bulunmamak, askerlik çağına gelmemiş bulunmak veya askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak” şarttır. Hakkında ASCK 63’ten dava açılmış ve kesinleşmiş mahkumiyet kararı (HAGB hariç) bulunan bir kişi, askerlik görevini ifa edene kadar memur olamaz. HAGB kararı alanlar ise, HAGB’nin hukuki bir sonuç doğurmaması kuralı gereği, askerlik şubesinden ilişiklerini kestikleri anda (tecil veya ifa) memuriyet haklarına kavuşurlar.

Zamanaşımı Kavramı ve Askeri Suçlar

Askeri Ceza Kanununa muhalefet suçlarında dava zamanaşımı, TCK’nın genel kurallarına tabidir. ASCK 63 kapsamında verilen cezaların üst sınırı genellikle 5 yıldan az olduğu için, TCK Madde 66 uyarınca olağan dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.

Ancak burada çok teknik ve önemli bir detay vardır: Yoklama kaçağı veya bakaya kalma suçunda zamanaşımı, kişinin kaçak durumunun bittiği tarihten itibaren başlar. Yani kişi 10 yıl boyunca kaçak gezip, “Zamanaşımı doldu, artık ceza almam” diyemez. Suç (temadi) o 10 yıl boyunca devam etmektedir. Zamanaşımı ancak kişi yakalandığında, kendiliğinden teslim olduğunda veya askerlik yaş sınırını (kural olarak 41 yaş) geçtiğinde işlemeye başlar.

Sonuç

Askeri Ceza Kanununa muhalefet suçu, özellikle yoklama kaçağı ve bakaya ekseninde, binlerce genci ilgilendiren hukuki bir süreçtir. 2017 sonrası askeri mahkemelerin kapatılması, 1632 Sayılı Kanun’un rafa kalktığı anlamına gelmez; tam tersine, sivil mahkemeler eliyle çok daha sistematik bir şekilde işletilmektedir. “Askeri Ceza Kanununa Muhalefet Ne Femek?” diye merak eden bir vatandaşın bilmesi gereken en temel özet şudur: Bu suç, devletin savunma ihtiyacını planlamasını aksatan eylemlere karşı uygulanan bir yaptırımdır. Sürecin idari para cezasıyla başladığı, dikkate alınmadığı takdirde savcılık soruşturmasına ve en nihayetinde hapis veya adli para cezasına dönüşebileceği unutulmamalıdır. Böyle bir suçlama ile karşılaşıldığında, hukuki süreçlerin TCK’nın lehe olan erteleme ve HAGB gibi kurumlarıyla yönetilebilmesi için derhal gerekli mazeret belgelerinin toparlanması ve mümkünse hukuki destek alınması büyük önem taşımaktadır.

İçerik Editörü & Uzman Görüşü

Ankara Barosu bünyesinde kayıtlı avukat olup, Askeri Hukuk ve idari davalar alanında uzmanlaşmıştır. Bu içerik hukuki mevzuata uygunluk açısından lisanslı Avukat Gazi İnan tarafından kontrol edilmiştir.

İçeriği Paylaş
Facebook
Twitter
LinkedIn
WhatsApp